15 Ocak 2013 Salı


Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın 
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin, ellerin ve parmakların


Öyle güzel  ve öyle dokunaklı olan bu şiir meğerse gizem dolu bir şiirmiş hakkında ki hikayeyi yeni öğrendim ne yazık ki..Kendi içinde saklı bir şiir insana vay be dedirtircesine güzel bir akrostiş örneği ve anlamlı ayrıca içinde saklı bazı sırları çözülmüş bir aşkın şiiri. Üzerinde çeşitli rivayetler olan hatta  hanım efendi için Cemal Süreya ile iddiaya girdikleri ve sonucunda Cemal Süreya'nın soyadındaki ikinci 'y' harfini nüfusa gidip sildirdiği söyleniyor. Nam-ı değer Mona Roza okulun en güzel en popüler kızı ve ne şanslı  değil mi fakat şiirlere rağmen aşka karşılık vermez ve kendi aşık olduğu adamla evlenip mutlu bir yuva kurar. Ne adına yazılan bu şiir ne de okulda cebine bırakılan diğer şiirler onu etkilemeye yetmemiştir. Hayat!


http://blog.milliyet.com.tr/mona-roza-sezai-karakoc/Blog/?BlogNo=307587 (Buradan şiire ve bazı ayrıntılara ulaşabilirsiniz)


12 Ocak 2013 Cumartesi


Biraz geç oldu ama 2013 ten beklentim bu şarkının öznesi olmaktan çıkmak ;)




11 Ocak 2013 Cuma


    

Galata kulesi ve Kız kulesinin aşkını bilir misiniz?





Ben hep diyorum aşk başlı başına güzel varlığıyla.
Aşka aşık olmayı bilmeli yürekler.Kimi zaman bir canlıya,kimi zaman bir nesneye,kimi zaman var olan her şeye duyulur aşk…
Aşka aşık olmak mühim olan.
İşte böyle düşünürken hayatımda duyup da etkilendiğim en önemli aşklardan birini anlat istiyorum size,eminim benim gibi seveceksiniz ve aşkın insan üzerinde değil evrendeki tüm varlıklarda var olduğuna inanacaksınız.
Geleyim güzel hikayeye…
Kız kulesini bilirsiniz şu koca boğazın ortasında yalnız başına,bütün zarafeti,afeti ve güzelliği ile insanı büyüleyen yüzyıllardır var olan şaheser. Güzelliği ve aşklara konu olan efsaneleri ile dillere destandır Kız kulesi ama yapayalnızdır.Var olmuş nice aşklar görmüştür ama kendi hep yalnız kalmıştır yıllarca.Bu yalnızlık onu denizin karanlıklarını görmeye itmiş,ruhunu karartmıştır.Artık ne eski ışıltısı vardır nede denizlerin dalga seslerine,martılara eşlik eden neşesi.Bütün bu yalnızlığı ile sıkılırken,karşısına inşa edilemeye başlayan Galata kulesini görür ve bir anda vurulur bu gösterişli kuleye Kız kulesi.
Galata kulesi bütün heybetiyle yükseli vermiş kız kulesinin karşısına.Galata kulesi İstanbul’un her bir köşesine hakim ve kudretli duruşuyla öyle yakışıklı gözüküyormuş ki,Kız kulesinin ona vurulmaması imkansızmış.Galata kulesi de ilk gördüğü gün aşık olmuş denizin ortasında duran bu nazlı kıza.
İki aşık yıllarca bakmışlar birbirlerinin güzelliğine ama nasıl kavuşur nasıl dile getirirlermiş ki aşklarını,arada koca bir deniz varmış.Kız kulesi aşık olduğu heybetli yakışıklıya hislerini anlatamadığı için günden güne daha bir solgunlaşıyormuş,üstelik onun hislerini de merak ediyormuş,ya o sevmezse beni diye kahrından deli oluyormuş.Galata kulesi de aynı merak ve endişe ile büyütüyormuş her geçen gün ona olan aşkını…Galata kulesi dayanamazmış sevdiğini bu halde görmeye ve bir gün ulaştırırım nasıl olsa diye anlatırmış ona hissettiklerini,yazarmış sayfalarca şiirlere,mektuplara…Yazarmış yazmasına ama ne sesini ne de yazdıklarını hiç iletememiş sevdiğine…Düşünüp dururmuş,nasıl ulaştırabilirmiş ki bu sayfaları aşkına…
Galata kulesi kara kara düşünürken Hezarfen Ahmet Çelebi çıkıvermiş bir gün tepesine ve galata kulesinden Üsküdar’a uçacağını anlatmış bu kudretli kuleye.Galata kulesi yalvaran sözcüklerle rica etmiş Hezarfen Ahmet Çelebiden,Kız kulesine yazdığı mektupları şiirleri ulaştırmasını.Galata kulesinin aşkının gücüne dayanamayan Hazerfan Ahmet bu istediği kabul etmiş.Almış mektupları koynuna ve bırakmış kendini koca kuleden boğaza doğru.Ama çılgın esen rüzgar ile bir oyana bir buyana savrulurken denize düşürmüş mektupları,Kız kulesi merakla izlerken bu çılgın adamı savurduğu kağıtları Galata kulesinin yolladığını hissetmiş ve martılarla şarkılar söyleyerek keyiflenmiş.
Olan biteni uzaklardan çaresiz izleyen Galata kulesi ise üzüntüden ne yapacağını şaşırmış.Ama görmüş ki dalgalar yardım ediyor aşkına ve mektuplarının tek tek bırakıyor Kız kulesinin kucağına…
Kız kulesi yalnızlıktan kurtulmanın,aşkına karşılık bulmanın sevinçi ile içine güneş gibi doğan bu haşmetli kulenin karşısında günden güne güzelleşiyor ışıl ışıl parlıyormuş.
Aşkının karşılıksız olmadığını gören Galata kulesi de yıllara rağmen daha bir kudretli daha bir sağlam süzüyormuş sevdiğini…
İşte bu aşk yüzünden ikisi de yıllardır güzellikleriyle büyülüyor insanlığı.
Aşk sadece insanlar arasında,insanlarda olabilen bir duygu değildir demek ki,önemli olan aşka aşık olmayı bilmek…
Ve Galata kulesinin Kız kulesine olan aşkı gibi sonsuzca ve tertemiz sahip çıkabilmek Aşka…
                                                         Alıntıdır.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Bir gece. Diğerleri gibi. Bir ben. Diğer benler gibi. Bugün eski ben'lerimden biri olduğumu duydum. Karşılıklı gülsek.

Gülebilir miyiz dersin?
Gülebilir misin? 
   
 Tezer Özlü

6 Ocak 2013 Pazar



           incecikti
           gül dalıydı
           dokunsam kırılacaktı
           dokunmadım
           kurudu 
                    Hasan Hüseyin Korkmazgil

İlk görüşte aşk var mıdır gerçekten bilmem.Ne olduğunu iddia edebilirim ne olmadığını. Ben öyle görür görmez aşka inanmıyorum zaten aşk diğer insanlara göre sana daha yakın olanı hissetmendir, sana benzeyen yanlarını keşfettiğinde yavaş yavaş ve bazen fark  etmeden seni ele geçiren bir duygudur çok başka bir kimya.
Aşık olduktan sonrası zaten kendiliğinden gelir düş ve düşünceler..
Tıpkı bir ışığın etrafında dolanan kelebek misali öyle döner durursun artık ne başka ışıklar vardır senin için ne başka insanlar sadece o!
Bu konu  üstünde konuşmak çok zor  her insan farklı ise hepimizin parmak izleri nasıl farklı ise sanırım dünya üzerinde yaşayan insan sayısı kadar farklı sevme şekli olabilir. Bu durumda ne yapmak gerekir bilmem ama bildiğim tek şey sevmek zor zanaat!
Neden bunları paylaşmak istedim bilmiyorum bazen olur ya hani bir şarkıya denk gelirsin onun gibi bir şey oldu sanırım.
Ne yapalım biliyor musunuz gelin bir dilek tutalım ve her sabah güneş hepimiz için ayrı bir güzellikte doğsun :)